Pazartesi, Aralık 22, 2008

HostV 2 LeaseWeb

Şifreyi unutmadan önce en son CPU problemleri ile ilgil yazmışım. Bir hayli olmuş.

Şükür ki o Şubat gibi bahsettiğim CPU problemlerinin çok daha fazla zorlu CPU meseleleri ile karşılaştım.

Şimdi bu nasıl söz dimi.
Evet şükür!
Çünkü -önceki bahsettiğim herşey normalken-çok fazla CPU problemi varsa demek ki be bluehost'a ne hostgator'e ne NiOsman'ın Netinternet'indeki VPS'ine sığmayan bir ziyaretçiniz var demektir.

Sitelerin tavan yaptığı zamanlarda ara sıra klitlenmeler olsa da şuan HostV'deki 1GB'lık VPS kabaca yeterli oluyor.

Ancak bununla birlikte HostV'deki VPS fiyatına Leaseweb'de Dedicated sunucular bulunduğu öğrendim. Bir ara yeni bir taşınma daha yakın gibi ;)

Salı, Şubat 12, 2008

Zaman Freni -devam-

"Kelimenin ham anlamıyla hazine" dedikten sonra ara vermek zorunda kalmıştım. Benzer şekilde devam etmem gerekirse "Kelimenin tam anlamıyla hazin son" oldu bu hazinenin sonu :((

Aklıma geldikçe acıyorum... ama normaldir 8-9 yıllık bir birikimi kendi ellerimle sildiğim için henüz atamadım galiba..

İşte o günden beri 2GB'lık plugin tema vb. anlık kullanımlar dışında, hiç bir dosyam yok pc de. Nedense insan Boşlukta gibi hissediyor kendini böyle olunca ya da makinanın ona aitliği kaybolmuş gibi..

Üstelik hemen herşeyiniz internette duruyor, kaydedeceklerinizi bilmem neredeki bilgisayarların harddiskine kaydediyorsunuz..

Bi garip yani.

neyse.. "öncelikle" kısmı normal yazacaklarımdan daha uzun oldu galiba..
*/


Zaman Freni olayına gelirsek;

Zaten yaklaşık 20 yıl geçmesine rağmen, hala "geçmişte" yaşamaya alışımamışken, bir de şu zaman genleşmeleri yok mu. Tamam farkında olmayınca güzel, ama insan bi şekilde bunu hissettiği zaman çekilmez oluyor.

Yavaş çekimde ilerliyor herşey. Mesela, sayaçlarına bakıyorum sitelerin, 466 olmuş. Aradan yarım gün geçiyor, bakıyorum hala 466. F5-Refresh ı ıh.
"Haaa", oluyorum o anda geçen süre yarım gün değil yarım saatmiş.
Ya da gazetelere bakıyorum, yeni günün haberleri için. Dünkü haberler! "Olmaz ki kardeşim!" diye isyan ederken "Bak kaç saat geçmiş aradan.." diyebilmek için saate baktığımda fark ediyorum ki: Çocuk haklı!

Aslında bu zaman frenin kendi kontrolümde olmasını istediğim dönemler çok oluyor ama bunun için 200-300 yıl daha sabretmek gerek sanırım.
Ya da!

Zaman Freni

/* Önce bir tesbit: Fena halde paranoya olmuşum. Hack di, virüs tü, trojandı diye diye şifre değiştirmekten şifrem 16 haneli hale gelmiş. Sayarken bile karıştıracak kadar çok.
Yok, blogger falan değil derdim, merak eden varsa söylerim. Fakat onlarca kişinin emeğini taşımak hem yoruyor insanı hem de paranoya yapıyor.

Çok zaman önce "sık kullanılanlarımı" internete taşımaya başlamıştım; ev, iş, mekan derdi olmuyordu.
Sonra harikayaa'yı çekemeyenler olunca, hiç bir şifreyi kaydetmemeye başladım.

Derken text/html oldukları için hiç bir antivirüs programına yakalanmayan sinsi html_iFrame virüsleri çıktı. İşte sanırım bu zaman dilimi, şüphenin paranoyaya dönüştüğü günlerdi. Her html'in kaynak kodunda iFrame kontrolü yaptım aylarca.

Fakat bu arada güya! yedek olarak sakladığım bazı dosyalarda bizim sinsi arkadaşları barındıyormuşum. Barındırmak ne kelime oradan oraya yanımda taşıyordum. Çünkü 1999-2000 yılından bu yana yaptığım çalışmalar, arşivler, tutorialler, yedekler, resimler .... kelimenin tam anlamıyla "hazine".

-mola-

Cuma, Ocak 18, 2008

CPU problemleri (mi?)

Kasap et derdinde, koyun can derdinde...

Son zamanlarda "işlemci kullanım limitleri" ile boğuşuyorumya sanıyorum ki herkes bu dertten muzdarip. Her halde bu yüzden olacak; kendimce bulduğum çözümleri yada düşünceleri yazıyorum.

Bluehost forumlarındaki bu başlık altında promlemler yüzünden cıngar çıkaran bir müşteri ve diğerleri arasındaki diyalog var. [MultiLog da deniyor muydu acaba..? Neyse..]

Zaten içinde "forum" geçen tüm cümlelerde tartışma olduğu için nereyse kanıksadım bu olayları. Ancak burada tartışmaya milyon dolarlık şirketin sahibi/ceo suda katılıyor. "birimiz hepimiz, hepimiz birimiz.." kuralılın burada uygulanamayacağını, bir sitenin hatası yüzünden bütün siteler feda olsun denilemeyeceğini anlatmaya çalışıyor lakin gözü dönmüş hosting müşterisi, amcamı güzelce kalaylıyor.

Benim olayı buraya taşıma sebebim bu tartışmalar değil. Asıl sebebim, konu akışı içerisinde başvuru yapılan -belli ki sistem adminlerinden- Rando'nun açıklamaları.

Süper özetle diyorki: Sıkıntının sebebi %99 ihtimalle bir yerlerdeki 2 satırlık kod ve/ya İNDEX'lenmemiş MySQL tablolarıdır diyor.

* * *

Biraz açacak olursam, bütün gün sizi yoran şey, atıyorum Select * ramdom.. gibi bir sorgu olabilir. Görünüşe göre sayfanın bir kenarına yerleşleştirilmiş "Rasgele konu" linkidir. Ziyaretçi tıkladığında onu eski konular arasından birine götürecektir. işte çok masum gibi görünen bu kelimelik link, sizin kuyunuzu kazıyor olabilir.

Fazla sayıda konunuz varsa ve hele birde ORDER yapıyorsanız, o link için,
binlerce satıra bakacak ve sonra bir de bunları kendi içinde sıralamaya çalışacaktır.

Yani:
Bu tür sorunlar için gerçek çözümü dedicated servislerden önce ./root/tmp/slow_mysql_queries/ klasöründe aramak lazım..

Perşembe, Ocak 17, 2008

En iyi virtual hosting (VPS)?

Biraz önce fark ettim ki, hosting konusunda bilinç altımdaki temel etken
Canlı Yardımmış.

Normal olarak ta düşününce; son 1 ayda BlueHost, en az 10 defa
acil durumlara mail atıp stresle beklemektense, canlı yardımdan destek oldu, yedeklerderden 2 gün öncesine geri almak, kendisi yapmak zorunda olmadığı halde addon domain eklemek vs.. -hatta (tabi bu her zaman olmaz sanırım ama) bitanesi benim ekranıma bağlanıp yaptığım işlemleri izledi ve benim yapmamla olmadığını görünce oradan halletti. Ve unlimitedFTP yi tavsiye etmişti-


* Yani anladımki benim tam olarak aradığım şey şu imiş..
Canlı yardım + Managed VPS (cpanel + vDNS) -15~35$ arası bir ücretle-

DreamHost PS için çok asılmayaşım için kendimde şaşıyordum. Hosting şirketi, DreamHost yada BlueHost veya diğerleri kadar trafik, disk, domain vs. vermeyebilir ama mutlaka Canlı Yardımı olmalı.

* * *

Aslında, ekşili turşu gibi ThePlanet'te bir dedicated canım çekiyor ama şimdilik
beklemede..

Cuma, Kasım 23, 2007

Inside AdSense - Google’a içeriden bir bakış: Tıklanabilir Alanlar

Inside AdSense - Google’a içeriden bir bakış: Tıklanabilir Alanlar'da açıklandığı üzere artık web/blog sahipleri, reklam verenler için çok ucuza neredeyse bedavaya reklam göstermeye başladı. (mecburen)

Buna ilk tepki, "Tavşan dağa küsmüs dağın haberi olmamış" şeklindeki ata sözüne atfen "Tavşan hareketi" adı altında SuniPeyk'ten geldi.

Sunipeyk 2 Reklamdan birini kapatmayı öneriyor.

Ben de buna ek olarak,
Hem harekete katkı hemde az da olsa alternatif kazançlar adına gösterim bazlı reklamları da destekleyen CPX ve Reklam Store ağını tavsiye ediyorum.

-birini kapat işlemini yapamıyorum çünkü zaten kaptan gemimi daha önce batırmıştı google, hem de "Erkekler GİYİNİRKEN beyaz çorap giymesin.. vs " gibi bir konuyu güya sözlemeşme dışı sayarak..-

Pazartesi, Ağustos 27, 2007

Gül Işığım





Sen varken,

Sabahın serin saatlerinde yola çıktığımda, çok uzaklardan bir "günaaydıın!" alırdım. Coşkuyla parlayan güneş, günüme yaşama sevinci ışıkları gönderirdi.

Gözlerin gelirdi aklıma, gözlerindeki güneş. Sonra parıldayan gülüşü göz bebeklerinin.

Bir buse gönderirdim, içinde "içimi aydınlatan gül ışığım" yazan, erguvan pembesi, minik, tebessüme sarılmış.

Sonra bir de kocaaaman bi sarılış.. içten, sıcacık, sımsıkı.

* * *

Şimdi sen yoksun,

Kollarım öksüz, dudaklarım yetim.

Gözlerin geliyor aklıma, taşmamak için direnen hüzün damlasına hapsolmuş güneş. Sonra siyahın en koyusuyla bakıp ruhumu yırtan, ayrılığın kahredici çaresizliği ile titreyen göz bebeklerin.

Söyledim işte! Sormuştun. "Ben yokken nasılsın?" diye.
Ha evet, sabah ayazında tenimi ısıtan güneşe ne mi oldu?

Yüreğimdeki koru her sabah yeniden tutuşturuyor.

Ragıp Emir Elçioğlu

Pazar, Ağustos 26, 2007

Enterasan Rüya.. Hayırdır İnşallah.

Önce dört yolda bir bankta oturuyor oluyoruz, sonra dörtyoldan eve doğru gelirken katman katmanlar halinde yerler yapılmış ve etrafında 3-4 kişi var. O anda fark ediyorum ki bileğimden koluma doğru alpella rio -konu ile alası yok, uyanınca tarif etmek için en uygun bu geldi aklıma- ebatlanda bir şişkinlik var

Sonra o katmanlardan birisinden yine o ebatlarda bir buz alıp kolumdaki şişkinlie basıyorum. Bastıkça şişinlik inip kaboluyor
vay be diyerek anlıyorum bu bir CPU ve ben işlemci soğusun diye bunu yapıyormuşum. bu biliçten sonra kalan hafif şişinliklere de buzu basıtırıyorum. Baya da ısınmışmış gidi tepkiler verip katmanlı işlemci soğutma alanına geldiğimiz kişiye bakıyorum yarım metre yükselikteki katmanın oradalarda olduğunu hissediyorum.. sonra oradan yine eve doğru uzaklaşıyorum..


-
Enteresandır işlemcim çok ısınmış olacak ki uyandığımda koluma dokunup, bileğime elime sarma ihtiyacı hissetim ve de yaptım :)