
Sen varken,
Sabahın serin saatlerinde yola çıktığımda, çok uzaklardan bir "günaaydıın!" alırdım. Coşkuyla parlayan güneş, günüme yaşama sevinci ışıkları gönderirdi.
Gözlerin gelirdi aklıma, gözlerindeki güneş. Sonra parıldayan gülüşü göz bebeklerinin.
Bir buse gönderirdim, içinde "içimi aydınlatan gül ışığım" yazan, erguvan pembesi, minik, tebessüme sarılmış.
Sonra bir de kocaaaman bi sarılış.. içten, sıcacık, sımsıkı.
* * *
Şimdi sen yoksun,
Kollarım öksüz, dudaklarım yetim.
Gözlerin geliyor aklıma, taşmamak için direnen hüzün damlasına hapsolmuş güneş. Sonra siyahın en koyusuyla bakıp ruhumu yırtan, ayrılığın kahredici çaresizliği ile titreyen göz bebeklerin.
Söyledim işte! Sormuştun. "Ben yokken nasılsın?" diye.
Ha evet, sabah ayazında tenimi ısıtan güneşe ne mi oldu?
Yüreğimdeki koru her sabah yeniden tutuşturuyor.
Ragıp Emir Elçioğlu
0 yorum:
Yorum Gönder